THE 2

 

TÜRK HALK EDEBİYATI II DERS PLÂNI  
1. sınıf bahar yarıyılı
1. DERS:
a) Masal kavramı, sınıflandırılması, bölümleri, tipleri. Türk ve dünya kültüründe önemli masal kitaplarının tanıtılması.
            b) Masalın kökeniyle ilgili tezler.
c) Masal inceleme yöntemleri. Bu yöntemlere uygun inceleme örnekleri. 1. Psikanalitik metod. Kırmızı Başlıklı Kız masalının açıklanması.
 
2. DERS:
            2. Masalların inceleme yöntemlerinden olan Fin metoduna göre motif incelemeye örnekler verilmesi. 3. Propp metodunun getirdiği yenilikler ve ona yöneltilen eleştiriler açıklanır.
 
3. DERS:
Propp metoduna uygun örnekler çözümlenir. 4. Mesaj indekse uygun birkaç masal incelenir.
 
4. DERS:
            a) Halk hikâyelerinin kaynakları, çeşitleri, yapısı, anlatıma dayalı diğer türlerle benzerlik ve farklılıkları.
            b) Halk hikâyesi anlatma geleneğinin özellikleri.
            c) Türk romancılığına halk hikâyesindeki olay örgüsü şablonunun etkisi.
 
5. DERS:
            a) Dede Korkut Kitabı’nın üslûp, yapı, toplumsal ve kültürel özellikleri.
            b) Dede Korkut Kitabı’nın Yunan mitolojisiyle ve destanlarıyla olan benzerlikleri, farklılıkları, bunların sebeplerinin izahı.
            c) Axel Olrik’in Epik Anlatılar Kanunu’na uygun olarak Dede Korkut Kitabı’ndaki birkaç boyun incelenmesi.
            ç) Bamsı Beyrek boyunun Seyfi Karabaş’ın karşıt yansımalı yapı tezine göre sembolik unsurlarının çözümlemesi.
            d) Tepegöz boyunun Seyfi Karabaş’ın karşıt yansımalı yapı tezine göre sembolik unsurlarının çözümlemesi.
 
6. DERS:
            a) Leyla ile Mecnun’un hem mesnevi hem de halk hikâyesinde medeniyet, insan tipi, yapı, üslûp açısından karşılaştırılması.
            b) Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun hikâyelerinin medeniyet, insan tipi, yapı, üslûp açısından karşılaştırılması.
            c) Kerem ile Aslı hikâyesindeki bazı motiflerle, dünya edebiyatındaki bazı eserlerde görülen motiflerin benzerlikleri.
ç) Ferhat ile Şirin mesnevisinin konu değişiklikleriyle halk hikâyeciliği geleneğine geçişinin açıklanması.
d) Dünya ve Türk halk edebiyatlarında görülen konu, motif ve tip benzerliklerinin halk bilimi kuramlarına göre izahı.
 
7. DERS:
a)      Fıkralarda ortaya çıkan gülme unsurlarının ve güldüren sanat türlerinin özellikleri.
b)      Fıkranın sınıflandırılması, yapı özellikleri.
 
8. DERS:
            a) Nasrettin Hoca’nın tarihî kişiliği. Nasrettin Hoca fıkralarındaki gülme mekanizmasının ve temaların örneklerle açıklanması. Ona mal edilen fıkralarla onun kişilik özelliklerinin karşılaştırılması.
            b) İncili Çavuş, Bekrî Mustafa’nın tarihî kişilikleri, bunların fıkralarının tema, yapı ve üslûp özellikleri.
c) Bektaşî fıkralarının tema ve üslûp özellikleri.
            ç) Nasrettin Hoca, İncili Çavuş, Bekrî Mustafa fıkralarının şahıs kadrosu, zaman, mekân, üslûp ve mesajları açısından karşılaştırılması.
 
9. DERS:
Meddahlık
 
10. DERS:
Orta oyunu
 
11. DERS:
Karagöz
 
 
 
 
 
1. DERS:
a) Masal kavramı, sınıflandırılması, bölümleri, tipleri. Türk ve dünya kültüründe önemli masal kitaplarının tanıtılması.
            b) Masalın kökeniyle ilgili tezler.
c) Masal inceleme yöntemleri. Bu yöntemlere uygun inceleme örnekleri. 1. Psikanalitik metod. Kırmızı Başlıklı Kız masalının açıklanması.
 
Kırmızı başlıklı kız masalı, tam bir kadın masalıdır. Kadınların erkeklere ve cinsel ilişkiye yönelik bakış açılarını yansıtmaktadır. Bu masaldaki psikanalitik unsurlar şunlardır:
Kırmızı başlık: Kırmızılığı kana bağlıldır. Regl olmaya başlamış genç kızın simgesidir.
Öğüt veren anne: Cinselliğinin yeni farkına varmaya başlayan genç kıza yönelik öğütler, toplumsal yönlendirmeler, ahlak kuralları. Aynı zamanda eski nesil.
Orman: Hayat. Bilinmezliği, karanlığı ve karışıklığıyla.
Ormandaki doğru yol: Ailenin, toplumun genç nesle verdiği değer yargıları.
Ormandaki çiçekler: Hayatın zevkleri. Genç kız bu zevklere karşı uyarılmıştır. Hem yapma diye hem de bu zevki farkeder, onları toplamak için yoldan uzaklaşır.
Kurt: Erkek. Onunla bağlantılı olarak cinsel ilişki, yemek, yutmak şeklinde belirtilmiş.
Avcı: Koruyucu, kollayıcı baba figürü.
Kurdu karnına taş koymak: Bu masalın kadın masalı olmasının en önemli unsuru. Buna göre erkek kısırdır, kadın gibi üretememektedir, kurdun yarılmış karnına konan taşlar bu üretememezliği temsil etmektedir.
 
Saim Sakaoğlu, Gümüşhane Masalları,
Erich Fromm, Rüyalar Masallar Mitoslar,
 
2. DERS:
            2. Masalların inceleme yöntemlerinden olan Fin metoduna göre motif incelemeye örnekler verilmesi. 3. Propp metodunun getirdiği yenilikler ve ona yöneltilen eleştiriler açıklanır.
 
1. Özkul Çobanoğlu, Halkbilimi Kuramları ve Araştırma Yöntemleri Tarihine Giriş, Akçağ Yayınevi, 2. baskı, Ankara, 2002, s. 114-144.
2. Bilge Seyidoğlu, Erzurum Masalları, Atatürk Üniversitesi Yayını, Ankara, 1975, XLIV+451.
3. Umay Günay, Elazığ Masalları,
 
Tarihî-coğrafî Fin metoduna göre masalların temel yapı taşları olan motifler ve tipler bir katalogda tespit edilebilir. Böylelikle faklı toplumlarda anlatılan masalların temel parçalarından oluşan bir yapı oluşturulabilir. Motiflerin tespit edilip numaralandırılmasıyla bunların hangi dönemlerde nerelerde görüldükleri bir haritada işlenebilir. Sonuçta masalın ilk olarak nerede, ne zaman anlatıldığı daha sonra nerelere yayıldığı belirlenerek masalın en eski, ilk şekline ulaşılabilir.
Bu yönteme yöneltilen eleştirilerin temelinde, sözlü kültür ürünü olan masalların yazılı, ölü bir metin gibi kabul edilmesi vardır. Halbuki masallar, anlatıcı ve dinleyicinin iletişimine göre her anlatılışta değişir. Ayrıca bu inceleme yöntemi, bize masallarda ne anlatıldığını, mesajların çözümlemesini yapmaktan; masalların niçin anlatıldığını, sosyal işlevinin ne olduğunu da açıklamaktan uzaktır.
 
Erzurum Masallarında Motifler (Bilge Seyidoğlu’nun Erzurum Masalları kitabından özet.)
 
Max Lüthi’ye göre motif hikâye etmenin en küçük unsurudur. Bu unsurun geleneksel olarak hikâye etme şeklinde muhafaza edilen bir gücü mevcuttur.
Vesselovskij’e göre motif, hikâyenin parçalanamayan en küçük unsurudur.
Stith Thompson’a göre motif, masalın gelenekte ısrar edici güce sahip en küçük unsurudur. Bu gücünün yanı sıra alışılmamış ve çarpıcı oluşuyla da dikkati çeker. Motiflerin çoğu üç grupta toplanabilir. 1. Masalın aktörleri (tanrılar, alışılmamış hayvanlar, harikulade yaratıklar, cadılar, devler, periler, insanlar, küçük masum çocuklar, zalim üvey analar vs.). 2. Hareketlerin arasındaki bazo konular (sihirli objeler, alışılmamış âdetler, acayip inanışlar vs.). 3. Bir tek olaydan ibaret olan ve motiflerin büyük bir çoğunluğunu içine alan motif grubu.
Thompson, altı ciltlik motif indeksinde (Motif Index of Folk Literature) evvela motifleri A’dan Z’ye kadar gruplandırır. Her harf bir konuya tekabül eder. A. Mitolojik motifler, B. Hayvanlar, C. Tabu, D. Büyü, E. Ölüm, F. Harikuladelikler, G. Devler (Canavarlar), H. İmtihanlar, J. Akıllılık ve aptallık, K. Aldatma, hile, L. Kaderin değişmesi, M. İstikbalin tayini, N. Şans ve kader, P. Cemiyet, Q. Cezalandırma ve mükâfatlandırma, R. Esir etme ve serbest bırakma, S. Olağanüstü zulüm, T. Seks, V. Din, W. Özel karakterler, X. Nükte, Z. Çeşitli motif grupları.
(Kaynak: Arda Zeki Cemil, “Edebiyatta Motif Araştırmaları”, Hareket Mecmuası, Temmuz 1970, sayı: 55, s. 20.)
 
Mitolojik motifler ve özel karakterler motiflerine Erzurum masallarında rastlanmamıştır.
B. HAYVANLAR
1.      Mücevher doğuran hayvanlar
2.      İnsan gibi davranan hayvanlar
3.      Müteşekkir yardımcı hayvanlar
4.      Yardımcı hayvanlar
5.      İnsan olan hayvanlarla evlenme
6.      Konuşan hayvanlar
 
C. TABU
1.      Işık yakma yasağı
2.      Yasaklanan bölge
3.      Kırk gün mühlet verme
 
D. BÜYÜ
1.      Şekil değiştiren insanlar
2.      Taş kesilme
3.      İnsan olan hayvanlar
4.      Büyünün bozulması
5.      Sihirli objeler
6.      Sihirli meyveler
7.      Sihirli ilaçlar ve sular
8.      Sihirli ses
9.      Sihirli sözlerle eğilen servi
10. Çeşme başı (veya su başı)nda sihirli uykuya dalma
11. Değişen kafalar
12. Anna ve babasını buluncaya kadar ağlayan çocuk
13. Sihirle yarılan duvar
14. Kuvvet saklayan sihirli saçlar
15. Rüya tabircisi
16. Yapıştırma duası
 
E. ÖLÜM
1.      Sırrın meydana çıkmasıyla gelen ölüm
2.      Susuz yerde açılan meyvalardan çıkan kızların ölmesi
3.      Ölüm sembolü kanlı gömlek
4.      Kendi kendini öldürme (ahlakî sebeple)
5.      Devin canı (Kaf Dağı’nda dananın karnındaki üç serçede saklı)
6.      Üç kıçlı köse (Kaf Dağı’nda dananın karnındaki üç serçede saklı)
7.      Yeniden dirilme
8.      Dua ile dirilme
9.      Ses veren kabir
10. Tabut
 
F. HARİKULADELİKLER
1.      Harikulade yerler
2.      İyilik perileri
3.      Kötülük perileri
4.      Cüce
5.      Olağanüstü çocuklar
6.      Olağanüstü yardımcılar
7.      İnsan başından yapılmış kale
8.      Devleri yenen kuvvetli adam
9.      Kuvvetli kız
10. Yıldız gibi parlayan güzel
11. Rüya
12. Denizden çıkan çocuk
13. Utançtan yerin dibine geçme
14. Akıl devletten ayrılınca sefil olan adam
 
G. DEVLER (CANAVARLAR)
1.      Ölü yeme
2.      Devler
3.      Cadılar
 
H. İMTİHANLAR
1.      Evlenme imtihanlar
2.      Aslan derisi arasında geyik sütünü getirme
3.      Periler ülkesinden sihirli objeyi getirme
4.      Kıymetli eşyalar göndererek kardeşlerinin durumunu öğrenen ablalar
5.      Babalarını aramaya çıkan çocuklar
6.      Tanıma işaretleri
7.      Susuzlukla mücadele (susuz bırakılan kadının ilk kocasını seçmesi)
8.      Lal kızı konuşturma
9.      Korku işareti
10. Sabır imtihanı
11. Tuz kadar sevgi
12. Hayat hikâyesini anlatarak tanınma
13. Bilmece
14. Annelik imtihanı
15. Karpuzla evlenme isteğinin belirtilmesi
16. Akıllı çirkin kızla evlenen padişah
 
J. AKILLILIK VE APTALLIK
1.      Yatağına süpürge koyup ölümden kurtulan Keloğlan
2.      Kendisini başkası zanneden adam
3.      Tarlaya buğdayı kavurarak eken adam
4.      Boynuna kaşık takılarak yapacağı iş hatırlatılan adam
5.      Kendisini gölde arayan adam
6.      Öldüğüne inandırılan adam
7.      Aklını kaçıran adamın parasını çalma
8.      Canını acıtan aptal
9.      Eli yağ kutusunda kalan Keloğlan
10. Altın bulup aklını kaçıran adam
11. Amcasının kafasını ay ışığında taş zanneden Keloğlan
12. Çocuktan öğrenilen akıl – Padişaha ders verme
13. Yalan söyleyip evindeki danayı öküzü kestiren Keloğlan
14. Paçayı kediye yedirdiği için karısını boşayan adam
 
K. ALDATMA, HİLE
1.      İftira
2.      Tuzak kuran kadınlar – Kocası ile anlaşıp tuzak kuran kadın
3.      Gülünç durumda bırakma
4.      Sandık içinde kadının odasına girme
5.      Hileye karşı hile
6.      Başkasının karısına göz koyma
7.      Tarlaya balık serpip kocasına tarlada yetişmiş gibi gösteren kadın
8.      Kocasını deli diye tımarhâneye kapattıran kadın
9.      Hile ile zengin olmak
10. Rüşvet verip sevgilisinin bahçesine giren kahraman – Rüşvetle bahçeye girme
11. Hain ihtiyar kadın
12. Hain topal
13. Erkek kıyafetine giren kadınlar
14. Hizmetçi olan prenses
15. Ağzına kan sürülerek çocuğunu yemiş gibi gösterilen kadın
 
 
L. KADERİN DEĞİŞMESİ
 
1.      Zengine tercih edilen fakir kız
2.      Fakirle evlenen padişah kızı
3.      Remil atarak kaderi değiştirme
 
M. İSTİKBALİN TAYİNİ
1.      İhtiyar kadının bedduası
2.      Kadin önceden tayini
 
N. ŞANS VE KADER
1.      Işık takip ederek kaderi değiştirme
2.      Hayat kurtaran nasihat
3.      Harpten dönen koca karısını aramaya çıkar onun başkası ile evlenmiş olduğunu öğrenir
4.      Karı koca beklenmedik bir anda karşılaşınca kadın heyecandan parmağını keser
5.      Perilerin hediyeleri
6.      Yardımcılar (ihtiyar, nene, besleme, cariye, hizmetçi, bezirgân, değirmencii, kaynana, çoban, kırk haramî)
7.      Seçilen yol (iki yol ayrımından birimi seçmek)
8.      Babası tarafından kardeşlerini ilk kısmetlerine vermesi emredilen adam
9.      Kızlarını ilk gelenlere veren adamlar – Kızlarını ilk kısmetlerine veren adamlar
10. Ağaç tepesinde (ormanda) bulduğu kızla evlenen padişah (prens)
 
P. CEMİYET
1.      Tebdil gezen padişah
2.      İhtiyar padişahın yerine harbe giden şehzadee
3.      Kan kardeşliği
4.      Kırk haramiler
5.      Sınıf farkını hoş görmeyen cemiyet
6.      Kız babasının küçük görülmesi
7.      Para kazanmak için gurbete çıkma
 
Q. MÜKÂFATLANDIRMA VE CEZALANDIRMA
MÜKÂFATLANDIRMA
1.      Para (altın) ile mükâfatlandırma
2.      Evlendirilerek mükâfatlandırılan delikanlı
3.      Kocasına kavuşturularak mükâfatlandırılan kadın
4.      Çocuklarına kavuşturularak mükâfatlandırılan kadın
5.      Mükâfat olarak verilen çayır
6.      Mükâfat olarak verilen vezaret
 
CEZALANDIRMA
1.      Kocasını görmemekle cezalandıralan kadın
2.      Kuyudan cezalandırma (kuyuya atarak)
3.      Zindanda cezalandırılan kadın
4.      Geldiği yere gönderilerek cezalandırılan Çingene kızı
5.      Vahşi hayvanlara yedirilerek cezalandırılma
6.      Hayvan şekline sokularak cezalandırılma
7.      Katırın kuyruğunda parçalanmak suretiyle cezalandırılma
8.      Ceza olarak başı kesilen adam (kadın)
9.      Taşa çevrilerek cezalandırma
10. Kazanda kaynatılarak cezalandırılan büyücü
11. Kocasını aldatan kadının direğe bağlanarak cezalandırılması
12. Deli ederek cezalandırma
13. Din adamına karşı gelenen cezalandırılması
 
R. ESİR ETME VE SERBEST BIRAKMA
1.      Perilere esir olma
2.      Kuşlara esir olma
3.      Devler tarafından esir edilme
4.      Kuyuda hapsetme
5.      Kocasını kurtaran kadın
 
S. OLAĞANÜSTÜ ZULÜM
1.      Hain akrabalar (kocasından ayırma, suya attırma, ormana attırma, yılanla evlendirme, gözleri ormana atma)
2.      Zalim insanlar (bacakları kesme, ağaçtan atma, çocukları kesmek)
3.      Hain dadı (dadı çocuğu bulaşık suyu ile besler, çocuğu kuyuya sarkıtır, gözünü oyar, ormana atar)
4.      Diri diri gömülme
 
T. SEKS
1.      Kız istemek için üzerinde oturulan taş
2.      Kız istemek (dünür gitmek)
3.      Rüya tabiri ile evlenen padişah
4.      Mendil atarak evlenen padişah
5.      Ölü ile evlenme
6.      İki kadınla evlenme
7.      Doğmadan evlenmeleri kararlaştırılan çocuklar
8.      Kocasını geceleri gören kadın
9.      Kocasının (nişanlısının) düğününe giden kadın
10. Kızı ile evlenmek isteyen baba
11. Babasını evlendiren kız
12. Evlenme merasimi (kırk gün kırk gece toy yapılır)
13. Düğünde serpilen şey (pirinç)
14. Kızını fakirle (tembelle) evlendirerek cezalandıran padişah
15. Bir kadına âşık olan üç kardeş
16. Ele âşık olma
17. Resim görüp âşık olma
18. Aşk hastalığı
19. Rüyada âşık olma
20. Sadakatsiz kadınlar
21. Bir kadına sahip olmak isteyen iki sevgili arasında hakemlik eden adam
22. Sevginin şiirle ifade edilmesi
23. Elma yiyerek hamile kalma
24. Yanağında açan güllerin koklanması ile hamile kalan kız
25. Dua ile çocuk sahibi olma
26. Yumurtadan çıkan insan
27. Ölü gibi olan kadının mezarında bulunan çocuk
28. Doğum merasimi (açlar yedirilir, fakirler giydirilir, hapisler azad edilir)
29. Yılan doğuran kadın
30. Çocuğa isim koyma
 
V. DİN
 
X. NÜKTE
 
Z. SINIFLANDIRILMASI GÜÇ OLAN ÇEŞİTLİ MOTİF GRUPLARI.
1.      Bitirme formülü (kırk gece toy düğün yaptı, yedi içti muratlarına geçtiler)
2.      Formülistik sayılar (3, 40, 41)
 
3. DERS:
Propp metoduna uygun örnekler çözümlenir. 4. Mesaj indekse uygun birkaç masal incelenir.
Umay Günay, Elazığ Masalları,
Muhsine Helimoğlu Yavuz, Masallar ve Eğitimsel İşlevleri,
 
4. DERS:
            a) Halk hikâyelerinin kaynakları, çeşitleri, yapısı, anlatıma dayalı diğer türlerle benzerlik ve farklılıkları.
            b) Halk hikâyesi anlatma geleneğinin özellikleri.
            c) Türk romancılığına halk hikâyesindeki olay örgüsü şablonunun etkisi.
 
HALK HİKÂYESİNİN KONU KAYNAKLARI
Sözlü kültürün en önemli anlatı türlerinden olan halk hikâyelerinin ana konusu iki insan arasındaki aşktır. Âşık Efgan Hikâyesi İnceleme Metin adlı doçentlik çalışmasında Öcal Oğuz, realist halk hikâyeleri dışında kalan Türk halk hikâyerinin konu kaynaklarını şöyle sınıflandırır:
1.      Bir âşık şairin biyografisi.
2.      Bir âşık şairin şiirlerinin bir musannif tarafından hikâyeleştirilmesi.
3.      Destanların hikâyeleştirilmesi.
4.      Yaşanmış bir olayın hikaye şeklinde tasnif edilmesi (oluşturulması).
5.      Eski astral tasavvurların folklorlaşarak hikâyeye konu teşkil etmesi.
6.      Masal, efsane, menkabe, fıkra gibi küçük hacimli anlatım türlerinin hikâye tasnifine ilham vermesi.
7.      Yabancı kültürlerde (Arap, Fars, Hint vb.) teşekkül eden mevzuların halk hikâyesi şekline dönüştürülmesi.[1]
 
HALK HİKÂYELERİNİN OLUŞUMU
Boratav, hikâyelerin şu şekilde oluşturulduğunu tespit etmiştir:
1.      Bir gerçek olay veya hazır hikâye konusunun seçilmesi.
2.      Bu hikâyeye veya olayın türkü isteyen yerlerinin belirlenmesi ve buralara uygun türkülerin yapılması.
3.      Hikâyenin, aralarına türküler konmak suretiyle anlatılması.[2]
 
HALK HİKÂYELERİNİN VARYANTLARI
Boratav, varyantların oluşmasını da şu sebeplere bağlar:
1.      Hikâyelerin bazı yerleri unutulunca, âşıklar uygun gördükleri malzemeyle hikâyeyi onarırlar.
2.      Mezhep ve memleket farklılıkları eserde köklü değişiklikler de yapabilir.
3.      Anlatıcı hikâyeyi zenginleştirmek, süslemek için bilinçli değişiklikler yapar.
4.      Türküler yer değiştirir.
Bunlara ek olarak şunlar da belirtilebilir.
5.      Temanın, motifin sırası, yeri değişir, kahramanın adı değişir.
6.      Başka hikâyelerden ekleme yapılır.[3]
 
Nerin Köse, Lord Raglan’ın Batı mitolojisi ve destanlarındaki kahramanın biyografik kalıbından hareketle 209 Türk halk hikâyesindeki kahramanın biyografisiyle ilgili şu şekilde bir kalıbı önerir:
1.      Kahraman genellikle soylu bir ailenin hükümdar, vezir, bey, ağa, tüccar vb. oğlu ya da kızıdır.
2.      Kahramanın anne rahmine düşüşü olağanüstü şekillerde ve uzun bir arayıştan sonra gerçekleşir.
3.      Kahramanın çocukluğu, özellikle eğtimi ile ilgili bilgi verilir.
4.      Kahraman herhangi bir sebepten (anne, baba veya üvey annesi tarafından öldürülmek istenmesi, herhangi biri tarafından verilen görevi yerine getirme, sevgilisini arama, sürgün vb.) bulunduğu yerden ayrılmak zorunda kalır.
5.      Kahraman uzakta olduğu süre içinde:
5.1. Bir müddet hükümdarlık yapar.
            Bir ya da daha fazla sayıda kızla evlenir.
            Bir meslek edinir ya da kendi mesleğini icra eder.
            Bir dev, hükümdar, canavar vb. karşı zafer kazanır.
            Evinden, memleketinden ayrılmasına zemin hazırlayan problemini genellikle halleder.
            Kahraman evinden uzakta ölür.
6.      Kahraman bulunduğu yere geri döner.
7.      Kendisine ve sevgilisine kötülük yapanlar başkası ya da kendisi tarafından cezalandırılır veya mağlup edilir.
8.      Sevgilisiyle evlenir.
9.      Tahta geçer.[4]
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
7. DERS:
a)      Fıkralarda ortaya çıkan gülme unsurlarının ve güldüren sanat türlerinin özellikleri.
b)      Fıkranın sınıflandırılması, yapı özellikleri.
 
1. GÜLME KURAMLARI
1.1.      Üstünlük duygusu
Aristo’nun başlatıcısı olan bu kuram, Hobbes tarafından geliştirilmiştir. 17. yüzyıl İngiliz filozofu Hobbes “Gülmek, içimizdeki üstünlük duygusunun birden patlamasıdır.” ve Kanadalı mizahçı Stephen Leacock “Gülmek, ilkel bir zafer haykırışıdır.” derler.[5]
Bu kurama göre, herhangi bir gülmece unsuruyla karşılaşıp olay kahramanının yaptığı hatayı kendisinin yapmayacağını düşünen insan, kendisini üstün hisseder, rahatlar, hoşuna gider ve güler.[6]
 
1.2. Bağdaşmaz iki düşüncenin buluşması (uyuşmazlık, çelişki)
Bu kuramın öncüleri Kant ve Bergson’dur. 19. yüzyıl Alman düşünürü Schopenhauer, güldürü “birbiriyle bağdaşmaz iki düşüncenin birden buluşmasından kaynaklanır” ve Dr. Mindes, “Güldürü, mantıksal fikir dizisinin sıralandığı yoldan fikir halkalarının birinin diziden çıkmasıyla oluşur.” derler.[7]
Bir gülmece metninde veya bir olayın akışında insanda, onun nasıl sonuçlanacağına dair bir beklenti oluşur. Eğer bu beklenti gerçekleşmezse bir çeşit şok gerçekleşir. Beklenilenin tersinin gerçekleşmesi insanda gülmeye yol açar.[8]
 
1.3. Gerginlik boşaltımı (psikoanalitik kuram)
Freud’un gerginlik boşaltımı düşüncesine dayalı olarak Danimarkalı psikolog Ivar Soe, güldürüyü rüyaya benzetir ve “Güldürü sayesinde, yasaklanmış isteklerin günahsızca boşaltımı sağlanmış olur.” der. Güldürünün dörtte üçü seks şakalarına dayanır.[9]
İnsanların baskı altına aldıkları istek ve güdüleri, saldırganlığa yol açar. Bazı durumlarda baskı altındakiler açığa çıkar ve insanları güldürür.[10]
 
1.4. Kavrama kuramı
Gregory Bateson’un öncüsü olduğu bu kurama göre, olayların ve konuşmaların akışındaki zıtlık ve mantıksal problemler gülmeye yol açar.[11]
 
2. GÜLDÜREN SANAT TÜRLERİ[12]
 
2.1. Komik
2.1.1. Hareketlerde, jestlerde otomatizme bağlı komik.
2.1.2. Ruhsal otomatizm.
2.1.3. Yapay olan şeyin doğal olanın yerine konması.
2.1.4. Bir şahsın bir eşya izlenimi vermesi.
2.1.5. Asaleti, saygınlığı olan bir şeyi, kelimelerle yermek, kötülemek.
2.1.6. Değişik elemanlardan oluşan yeni kelimeler, çağrışımlı kelimeler.
2.1.7. Muhakemeye bağlı komik.
2.1.8. Mübalağa.
2.1.9. Uzun sıralama.
 
 
2.2. Espri (nükte)
İnce, parlak, becerili düşünce demektir. Espri, bir akıl işlemidir. Kendisini tekrar etmez. Kısa, özlü, anlamlıdır. Kendiliğinden meydana gelir. Espri iğneleyici, alaycıdır. Tek kelimeye de dayalı olabilir, kelimenin bir harfi değiştirilerek de yapılabilir. İma olabilir.
 
2.3. İroni
Anlatılmak istenenin tersini söyleyerek alay etmektir.
 
2.4. Hümor (kara mizah)
Fransızca’da mizaç, huy anlamına geldiği gibi istihzaya (alaya) eğilim anlamına da gelir.
Freud, hümor zevkinin önemli kaynaklarından birinin iyi kullanılan acıma duygusu olduğunu söyler. Hümor, reaksiyondaki beklenmeyen sükûnetten ileri gelir. Hümorun kökeninde keder de bulunur. Kara hümor (kara mizah), yaşamanın saçma olduğunu, bazan acı ve ümitsizlikle ele almaktır. Sürrealist ve egzistansiyalistler anlamsızlığın yaşamın bir kanunu olduğunu ileri sürerek kara mizah yapmışlardır.
Hümorda, somut bir realizm anlayışı bulunur.Düşünce, amaç ve duyguyu açığa vurulmaz, gizlenir. Ele aldığı konulara, şahıslara karşı sempati beslemeli, hoşgörülü, toleranslı oluşu da önemlidir.
 
2.5. Satir
Birine ya da bir şeye karşı, alay etmek suretiyle hücum şeklinde yönelen yazı, söz demektir. Satir, hümorun tersine hüküm vermekte ve hükmünü verirken de duygu, öfke, kin ve nefretini hemen belli etmektedir.
 
3. FIKRA
Divanü Lûgati’t-Türk’te “küg” ve “külüt” şeklinde geçer. Kazaklarda “erteki, anız”, Türkmenlerde “yomak, değişme ve şorta söz”, Kırım, Kazan, Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan ve Uygurlarda “latife” sözü yaygındır.[13]
Fıkra karşılığında dilimizde “latife, kıssa, nükte, mizah”, hatta “masal” ve “hikâye” kelimeleri de kullanılır. Letâifnâme, fıkra kitaplarına verilen isimdir.
Fıkra, ayrıca gazete yazıları, kanun maddeleri, tiyatro sahnelerini de belirtmek için kullanılır.
 
3.1. Fıkranın yapısı
Bir durum, düşünce dile getirilir. Bu, tez bölümünü oluşturur. Antitez olarak belirtilen ikinci bölümde ilk düşünceye karşı bir düşünce dile getirilir. Bunların çatışmasından doğan sentez bölümü de son bölümü oluşturur.[14]
Temelde bir hisse kapmak, eğlenmek amaçlanır.[15]
Fıkralar genelde erkekler tarafından anlatılır.
Yöneticilerle ilgili hicivler, yöneticileri eleştirme, toplumsal aksaklıklar, insanlar arasındaki ilişkiler, farklı sosyal gruplar arasındaki çatışmalar, aralarındaki farklı değer yargıları, din, örf, âdetle ilgili düşünceler, fıkranın konusunu oluşturur.[16]
Fıkralar kısa, az ve özlüdür. Çünkü yüzyıllar boyunca halk arasında fıkralar işlenir, kısaltılır, etkili ve vurucu bir hâle getirilir.
Fıkralarda uzun uzadıya tasvirler bulunmaz. Sadece bir şahsın, bir toplumun giyiniş tarzı gülme amacıyla durulursa, o zaman belirtilir.
Kahramanın yaptığı olay merkezdedir. Eş zamanlı bir vak’a zinciri görülmez. Yani başka bir olay yoktur.
Zamanın kronolojik olarak verildiği görülür. Psikolojik anlar ve önemli olaylara göre kronoloji yapılır.
Mekân aşılmak ve zaptedilmek için yer alır. Bu yüzden fıkralarda ve halk edebiyatı türlerinde fazla yer almaz. Çünkü halk zaten bunları bilir ve yaşar. Şahısların dış görünümü belirtilmez. Anlatıcılar için önemli olan vak’adır.
Fıkrada önemli olan tipler, şahıslardır. Bu yüzden araştırıcılar tarafından ağırlıklı olan tipler olduğu için fıkralar, tiplere göre sınıflandırmaya tâbi tutulur.
 
3.2. Fıkraların sınıflandırılması
Dursun Yıldırım ve Saim Sakaoğlu’nun yaptığı sınıflandırmalar önemlidir. Daha derli toplu bir sınıflandırma olduğu için Dursun Yıldırım’ın sınıflandırması[17] üzerinde durulacaktır.
1. Ortak şahsiyeti temsil yeteneği kazanan ferdî tipler:
   a) Türkçe’nin konuşulduğu coğrafi alan içinde ve dünyada ünü kabul edilen tipler:
         Nasrettin Hoca.
   b) Türk boyları arasında tanınan tipler:
         İncili Çavuş, Bekri Mustafa (Osmanlı, Anadolu, Trakya, Paşaeli sahaları)
         Kemîne, Esenpulat (Türkmenistan sahası)
         Ahmet Akay (Kırım, Kuzey Türk sahaları)
c)Türk boyları arasında halkın veya zümrelerin ortak unsurlarının birleştirilmesinden doğan tipler: Bektaşi (Osmanlı), Aldar Köse (Kazak, Kırgız, Özbek, Türkmen, Tacik, Karakalpak)
ç) Aydınlar arasından çıkan tipler: Haşmet, Koca Ragıp Paşa, Mirâlî (Çağatay), Nasreddin Tusî (Azerbaycan), Keçecizade İzzet Molla...
d)     Mahallî tipler: Tayyip Ağa (Konya), Niyazi Dede (Sivas), İbik Dayı (Ağın-Elazığ), Murtaza (Kastamonu)
e)Belli bir devrin kültürü içinde yaratılan tipler: Karagöz (Osmanlı)
                    
2. Zümre tipleri: Terekeme (Kafkas ve Anadolu sahası), Mevlevî, Yörük, Tahtacı (Anadolu)
3. Azınlık tipleri: Yahudi, Rum vs.
4. Bölge ve yöre tipleri: Çemişkezekli, Andavallı, Karadenizli (Anadolu)
5. Yabancı fıkra tipleri: Behlûl-i Donende (Fars), Karakuşî Kadı (Arap)
6. Gündelik hayatla ilgili tipler:
a)      Aile fertleriyle ilgili tipler: Ana-baba, karı-koca, baba-çocuk, ana-çocuk
b)      Marîz ve kötü tipler: Deli, hasîs, cimri, kör, topal, sağır, dilsiz, eşkıya, bıçkın, yankesici
c)      Sanat ve meslekleri tespit eden tipler: Öğretmen, imam, kadı, asker, ressam, mimar, şair
7. Moda tipler: Cemiyette belli bir olaydan sonra müşahhas bir tutum ve davranışın yarattığı yerli ve yabancı, değişken ve geçici tipler.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
8. DERS:
            a) Nasrettin Hoca’nın tarihî kişiliği. Nasrettin Hoca fıkralarındaki gülme mekanizmasının ve temaların örneklerle açıklanması. Ona mal edilen fıkralarla onun kişilik özelliklerinin karşılaştırılması.
            b) İncili Çavuş, Bekrî Mustafa’nın tarihî kişilikleri, bunların fıkralarının tema, yapı ve üslûp özellikleri.
c) Bektaşî fıkralarının tema ve üslûp özellikleri.
            ç) Nasrettin Hoca, İncili Çavuş, Bekrî Mustafa fıkralarının şahıs kadrosu, zaman, mekân, üslûp ve mesajları açısından karşılaştırılması.
 
 
 
NASRETTİN HOCA
 
Nasrettin Hoca hakkında eser verenlerin bir kısmı onu 13. bir kısmı da 14. ve 15. yüzyılda yaşamış sayarlar. Onu 13. yüzyılda gösterenler arasında Fuat Köprülü, İsmail Hâmi Danişmend, Abdülbaki Gölpınarlı ve İbrahim Hakkı Konyalı bulunur.[18] Fuat Köprülü, esas itibariyle Bursalı Mehmet Tahir’in Akşehir’de yaptığı araştırma ile elde ettiği bilgiler, 19. yüzyılın sonlarında ölen Sivrihisar Müftüsü Hasan Efendi’nin Mecmua-ı Maarif’inde verdiği bilgiler, bazı vesikalar ve ipuçları üzerinde yaptığı yorumlarla Nasrettin Hoca’nın 13. yüzyılda yaşadığı kanaatine varmıştır. Bu deliller şunlardır:
1. Hoca’nın türbesinde bugün mevcut olan kitabede H. 386 tarihi bulunur. Bu tarih Hoca’nın şakacılığından dolayı ters yazılmıştır. Tersinden okununca H. 683 (M. 1284-1285) yılı elde edilir.
2. Seyit Mahmut Hayranî Vakıfnâmesi (H. 655 / M. 1257-1258) ile Hacı İbrahim Sultan Vakıfnâmesi’nde (H. 665 / M. 1266-1267) Nasrettin Hoca şahit sıfatıyla hâkim huzurunda bulunmuştur.
3. Müftü Hasan Efendi’nin Hoca hakkında, Selçuklulardan kalan şer’iyye sicillerinden derleyerek verdiği bilgilere göre (H. 605 / M. 1208-1209) tarihinde Sivrihisar’a bağlı Hortu köyünde doğmuştur. Babası köyün imamı Abdullah Efendi’dir. Veraset yoluyla geçen köy imamlığını Muhammet adlı birine bırakarak (H. 635 / M. 1237-1238)’de Seyit Mahmut Hayrani ve Seyit Hacı İbrahim Sultan’a intisâb maksadıyla Akşehir’e gelmiştir. Bu şekilde özetlenebilecek bilgiler, mezar kitabesindeki ve vakfiyelerdeki tarihler ile desteklenir. Lâmiî’nin (Lâmiîzâde Abdullah Çelebi) Letâif’indeki bir fıkrada Şeyyad Hamza ile Nasrettin Hoca muasır iki insan gibi gösterilmiş, karşılıklı konuşturulmuştur. Şeyyad Hamza 13. yüzyılda yaşadığına göre, Nasrettin Hoca da aynı yüzyılda yaşamıştır.
4. Hoca’nın fıkralarda Sultan Alaaddin’in adı geçer. Bu, Selçuklu sultanı Alaaddin olduğuna göre Hoca da 13. yüzyılın adamıdır.
Hamamda peştamala fiyat biçme fıkrasında Hoca ile Timur birarada zikredilirse de bu latife, tezkirelerde İskendernâme şairi Ahmedî (öl. 1413) ile Timur’a ait olarakverilir.
5. İsmail Hâmi Danişmend’e göre Hoca, Çobanoğullarından Hüsamettin Çobanoğlu Alp Yürük’ün torunu Muzaffereddin Yavlak Arslan’ın oğlu Nasîrettin Mahmut’tur. Bu şahıs, Kastamonu’da beylik yapmış, sonra Selçukluların hizmetine girmiş, 1283-1291 yıllarında Konya’da bulunmuş, saltanat nâibi olmuştur.
6. Abdülbâki Gölpınarlı, mevcut bilgileri tekrar ettikten sonra Hilmi Bey tarafından bulunup, İsmail Ali Sarar’ın ilim âlemine duyurduğu Hâce Nasruddin Nusret kızı Fatıma Hatun’a ait H. 727 / M. 1326-1327 tarihli mezar taşının Hoca’nın kızına ait olduğu görüşünü destekler.
7. İbrahim Hakkı Konyalı, önce kahramanları Nasrettin Hoca, Seyyit Nesimî (öl. 1404) ve Hallac-ı Mansuur (öl. 922) olarak anlatılan ve hocalarına ait kuzuyu kesme fıkrasının Konya varyantını tespit etmiş, sonra Nesimî’nin yerine Pir Ebî’yi, Mansur yerine de Hoca Cihan’ı koymuş ve bundan hareketle Nasrettin Hoca’yı 13. yüzyıla tarihlemiştir. Konyalı, Fatih Sultan Mehmet adına Gedik Ahmet Paşa tarafından 1476’da tespit edilen Evkâf ve Emlâk Tahrîr Defteri’nde geçen Mevlâna Nasreddin türbe ve medresesi kaydıyla Nasrettin Hoca türbesi sütunlarından birinde gördüğü Yıldırım Beyazıd’ın sipahilerinden Mehmet’in H. 796 / M. 1393’te yazılmış notunu da zikrederek kanaatini belgelendirdiğini ileri sürmüştür.
 
Nasrettin Hoca’nın tarihî şahsiyeti hakkında özet olarak şunları söyleyebiliriz: Hoca’nın 13., 14. veya 15. yüzyıl başında yaşadığına dair kuvvetli bilgiler ve deliller henüz bulunamamıştır. Mevcut belgelerin en güvenilir olanı Nasrettin Hoca’nın adının Mevlâna Nasrettin olarak geçtiği resmî defterdir. Buna göre zayıf bir ihtimal olarak, belki 13. belki 14. asırda yaşadığı söylenebilir. Ancak bu belgenin bulunabilecek diğer belgelerle teyidi gerekir. Fıkralarda geçen özel isimlerden, Hoca’nın türbesinin mimarî özelliklerinden, efsanelerden hareketle bir sonuca varmak istersek Nasrettin Hoca’nın 14. yüzyıl başı, 14. yüzyılın ikinci yarısı ile 15. yüzyıl başında yaşadığı kayd-ı ihtiyatla söylenebilir.
 
 
NASRETTİN HOCA FIKRALARININ KENDİSİNE UYARLANAN DİĞER FIKRALARDAN AYRILAN ÖZELLİKLERİ[19]
 
1. Fıkrada sarhoşluk, içki varsa, Nasrettin Hoca içki meclisinde gösteriliyorsa bu Nasrettin Hoca fıkrası değildir. Çünkü Hoca, Sünnî Müslüman kaidelerin temsilcisidir.
2. Hoca, zengin, mal mülk ve cariye sahibi olarak gösteriliyorsa, bu fıkralar Nasrettin Hoca fıkraları değildir. Çünkü Nasrettin Hoca fıkralarında temelde fakirlik, yoksulluk anlatılır.
3. Hoca, sersem, aptal olarak gösteriliyorsaa veya sıkıntıdan kurtulmak için aptal rolü yapıyorsa bu fıkra Nasrettin Hoca fıkrası değildir. Sersemlik, budalalık unsurları daha çok Arapların Cuha fıkralarındaa yer alır.
4. İffetsizlik, kadını aldatma söz konusu ise bu da Nasrettin Hoca fıkrası değildir. Bu fıkralar genelde Arap ve Acem fıkralarıdır.
5. Nasrettin Hoca cimri gösteriliyorsa, bu da onun fıkralarından değildir. Çünkü Hoca, cimriliği hicveder.
6. Hoca, güçlü, çevik bir delikanlı olarak gösteriliyorsa, bu da Hoca’nın değildir. Çünkü Hoca, gücünü kolundan değil aklından alır.
7. Fıkrada dalkavukluk, iki yüzlülük, çıkarcılık varsa, Hoca büyük bir adamın emrinde gösteriliyorsa bu da Nasrettin Hoca fıkrası değildir. Bunlar İncili Çavuş fıkraları gibi yabancı kaynaklardan geçerek Hoca’ya uyarlanan fıkralardandır.
8. Hoca, dik başlı, istediğini zorla yaptıran biri gibi gösteriliyorsa bu da Nasrettin Hoca fıkrası değildir. Çünkü Hoca, güçsüz, fukara, yoksul insanın simgesidir.
9. Hoca, mutasavvıf olarak gösteriliyorsa, tasavvufî konular işleniyorsa bu da Hoca’nın olamaz. Çünkü Hoca, tasavvuf taslayanların karşısındadır.
10. Fıkra uzun, anlatılması, okunması vakit alıyorsa bu da Nasrettin Hoca fıkrası olamaz. Nasrettin Hoca fıkraları yüzyıllar boyunca halkın sözlü anlatım imbiğinde süzüldüğü için kısa, az, öz, vurucu ve komiktir.
 
 
 


[1] Mehmet Aça, A. Müge Ercan, “Anonim Halk Edebiyatı”, Türk Halk Edebiyatı El Kitabı, Grafiker Yayınları, Ankara, 2004, s. 139-140.
[2] Metin Karadağ, Türk Halk Edebiyatı Anlatı Türleri, s. 175. (Boratav’ın Halk Hikâyeleri ve Halk Hikâyeciliği kitabına bakılacak. Oradan künye verilecek.)
[3] Karadağ, a.g.e, s. 176.
[4] Nerin Köse, “Raglan’ın ‘Geleneksel Kahraman Kalıbı’ ve Türk Halk Hikâyeleri”, Millî Folklor, sayı: 45, Bahar 2000, s. 38.
[5] Mehmet Bayrak, Halk Gülmecesi, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 2001, s. 8.
[6] Ünsal Özünlü, Gülmecenin Dilleri, Doruk Yayınları, Ankara, 1999, s. 21.
[7] Bayrak, a.g.e., s. 8.
[8] Özünlü, a.g.e., s. 21.
[9] Bayrak, a.g.e., s. 9.
[10] Özünlü, a.g.e., s. 21.
[11] Özünlü, a.g.e., s. 21.
[12] Bu bölümün tamamı için kullanılan kaynak: Cemil Göker, Gülme ve Güldüren Sanat Türleri, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1993, 60 s.
[13] Şükrü Elçin, “Fıkra”, Halk Edebiyatına Giriş, Akçağ Yayınları, Ankara, 1993, s. 566; Dursun Yıldırım, Türk Edebiyatında Bektaşi Fıkraları, Akçağ Yayınları, Ankara, Ankara, 1999, s. 4-5.
[14] Elçin, a.g.e., s. 567.
[15] Yıldırım, a.g.e., s. 8.
[16] Elçin, a.g.e., s. 566; Yıldırım, a.g.e., s. 5-6.
[17] Yıldırım, a.g.e., s. 24-32.
[18] Bu bölümdeki bilgiler şu kaynaklardan özetlenmiştir: İsa Özkan, “Nasreddin Hoca’nın Tarihî Şahsiyeti ve Fıkraları Üzerine Bir İnceleme”, Türk Folkloru Araştırmaları 1982, Kültür ve Turizm Bakanlığı MİFAD Yayınları, Ankara, 1983, s. 132-165; Metin Akar, “Nasreddin Hoca”, Lâle dergisi, sayı: 4, Aralık 1986, s. 20-29.
[19] Bu maddeler şu kaynaktan alınmıştır: Şükrü Kurgan, Nasrettin Hoca, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1996, s. 76-77.
Reklam
 
 
296292 ziyaretçiburayı ziyaret etti
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=